Yazı kategorisi: Genel

İsimsiz

“Bilmiyorum belki de kafam karışmıştır. Bir zamanlar küçükken aşka aşıktım, büyük aşıklara aşıktım. Şu an varlığımı, birey olarak beni bilmeyen tanımayan bir insana aşığım veya öyle olduğunu sanıyorum. Bu beni çok yoruyor. Tek taraflı ilgi, aşk beni depresyona sokacak kadar yoruyor. Tek taraflı aşk bana göre değil sanırım. Uzaklaşmak da yapamayacağım bir şey değil ama zor. Ünlü biri. İnsan. İmkansız yapan şey birbirimizden çok uzak ve karşılaşma ihtimali düşük olan insanlar olmamız. Geçer herhalde bu da. Üzülmek istemiyorum yoksa yanlış bir şey yapıcam. Kendime zarar veremem. Buna hakkım yok. Kendimi ben yaratmadım ne de olsa değil mi?”

Herkes kendine iyi davransın.

Reklamlar
Yazı kategorisi: Genel

Kuroshitsuji II Opening Theme – SHIVER

{Words of Songs}

SHIVER
Vocals: the GazettE
Lyrics: Ruki.
Composition: the GazettE
Arrangement: the GazettE

Even if…the endless sorrow steals you away
Tell me that there’s no such thing as our hearts separating here

No matter what shape tomorrow is when I ask your back that I ran up to
I didn’t waver, because I didn’t want to forget about believing anymore
The habit of averting my eyes, ambiguous replies, and lies I can’t laugh at-
If you’re not next to me, then even their meanings will blot through me

View original post 365 kelime daha

Yazı kategorisi: Genel

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

(Uzaklara Türkü)

Bahattin Karakoç07546107074BAEF1

Yazı kategorisi: Genel

Çaba?

Katıldığım bir seminerde bir meslektaşımdan dinledim bu hikayeyi…Size de anlatmak istedim çünkü bugünlerde hikaye anlatıcılığım üzerimde. Hafızamda kaldığı kadarıyla 🙂

Bir gün bir öğrenci öğretmenine “çaba nedir?” diye sormuş. Öğretmeni de bunu açıklamak için bir deney yapmak istemiş.Kozasından çıkmak üzere olan bir tırtılı sınıfta getirmiş ve öğrencisine bunu gözlemlemesini söyleyerek sınıfı terk etmiş.

Öğrenci bir süre kozayı yırtıp dışarı çıkmaya çalışan kelebeği izlemiş…Kelebeğin çok zorlandığını görünce bir süre sonra kozayı kendisi açmış ve  kelebeğin çıkmasına yardım etmiş…Ancak kelebek neredeyse daha kanatlarını açar açmaz daha doğru düzgün uçamadan düşüp ölmüş. Öğrenci bu olanlara bir anlam verememiş. Öğretmen sınıfa döndüğünde ne yaptığını sorunca durumu açıklamış.Ancak bunun sorduğu soruyla ne ilgisi olduğunu hala anlamamış.

“Kelebeğin kozasından çıkmaya çalışması çabadır.” demiş öğretmeni. Bu kıymetli bir şeydir ve eğer o elinden alınırsa hayatta kalamazsın. Hiçbir zaman istediğin şey için hazır olmazsın. Zorluk çekmeden,mücadele etmeden istediğini elde edemezsin.O yüzden çabalamaktan vazgeçme.”

kozadaki-kelebek

 

Yazı kategorisi: Genel

Flowers Flowers Flowers….

Ara verdiğim blog yazılarıma artık başka bir şehirden devam edeceğim…İşim sebebiyle yakında İstanbul’dan ayrılıyorum. ^^ Sanırım bunu anlayan fesleğenim dün öğlen durup duruken camın önünden yok oldu. Hangi hain çamaşır veya rüzgar onu itti bilmiyorum ama yerinde sadece saksısının altlığı kalmış, zavallı fesleğenim onu bırakacağımı mı düşündü son anında :/ Camın altındaki sokağa o kadar bakmamıza rağmen birkaç kırık saksı parçasından başka bir şey bulamadık.Çok da rüzgarlı bir gün değildi halbuki..

Çiçeklerinize özen gösterin ve dikkat edin olur mu? Onlarla konuşun yoksa onlara bir şey olursa benim gibi üzülebilirsiniz ^^’

huzur-veren-kokular_1107835

Ben de onun yerine gittiğim yerde iki tane fesleğen yetiştirmeyi düşünüyorum.Ben yokken yalnız kalmaz. Bu sefer camın önüne koymazsam sanırım daha iyi olacak.^^’

Bu da fesleğenimin anısına olsun…

 

 

Yazı kategorisi: Genel

Critical Analysis :: Monsta X “All In”

ADATB!

If you’re a big Monsta X fan like I am, then you’ve probably watched the music video for “All In” and have a whole list of questions about it. Upon first watch, I was just as confused as you all were. However, after watching it numerous times, I have a few theories about the plotline. Starship Entertainment and the filming team did a wonderful job with crafting the music video and making a subtle plotline that only a close analysis would expose.

On May 18th, boy group Monsta X came back with their third mini album, The Clan Part.1 LOST, the first part of a multi-segment series. Agency representatives expressed motives to tell a story of feelings of hurt and being lost, revealing that extensive planning had gone into the creation of the story. Like many other groups, Monsta X has shifted away from the usual dance-centric music video…

View original post 3.179 kelime daha

Yazı kategorisi: Genel

Back and Return…

Mavi gökler güneşli günler uçan kuşlar aşkına…yazmak istediklerim ve Return…  derken birden yazasım geldi.

🙂

Efendim bendenizin Mydramalist forumunda bir hesabı var, canım sıkıldıkça girer biraz oyalanırım.İşte yine orada bir şeyler karalarken şu gifi kullanmak icap etti.

tumblr_mputrrrima1qhrne5o2_500

Ve yine bir şeyi blogumda açıklığa kavuşturayım istedim.

Gif deki aktörümüz benim ağlamasını beğendiğim bir insan.

Evet, yanlış okumadınız.

Lee Jong Suk un izlediğim ilk dizisi “I hear your Voice” olmuştu.

Nereden buldun diye sorarsanız izlediğim bir videoda onun bu dizide ağladığı bir sahneyi görmüş ve inanılmaz etkilenmiştim.

tumblr_okq1525xNS1se7a4do1_500

O vakitten beri dizilerde bu çocuk ağlamasın diyorum.

Ağlamamalı..

Bu adamı ne zaman bir dizide ağlarken görsem benim içimdeki küçük kız da hep onunla birlikte ağlıyor çünkü.

Hep birlikte ağlıyoruz…Çünkü çok içten.

Ne kadar kırılmış kalp varsa hepsini birden gözümün önüne getiriyor ve farkına varmadan bütün acılara hep birden ağlıyorum.

tumblr_inline_n9z3w7vfL71qc7kpu

Genelde herkes yakışıklı olduğu için takip eder onu.Bu çok normal ki ben de inkar etmiyorum zaten, gerçekten de öyle.

süslü yar

Ama bir Park Hae Jin’i, Park bo Gum’u, Kim Hyung Shik’i beğendiğim kadar sevmem ben onu. Benim için bir *crush* dan ziyade hafızamdaki bir tablo gibidir o.

Bana unuttuğum birini veya kendimi hatırlatıyor.

gg

İşte onu bu haliyle yazmak istedim ben de.

Here is to hope we meet again…One day… if not again.

şşş

(;

 

P.S.

Yazmadan edemeyeceğim, bakınız bu beyefendide de benzer bir hissi yaşıyorum.Biraz.

Her ne kadar o, bu sahnede ağlamıyor olsa da.

tumblr_oe6r9oekAK1veoszbo2_500

tumblr_oe6v6cBG1V1u8cpg4o8_540

 

Vale !

Yazı kategorisi: Genel

The Real Meaning of Noblesse Oblige

Does noblesse obligate?

Mary Achor's Weblog

My favorite English teacher, a tough, old-fashioned broad named Miss Edna Stewart, spent an entire high school class period discussing the meaning and obligation of noblesse oblige. It was the motto of the National Honor Society, so she was trying to get the ethics of it through our thick skulls. It is the class period I have never forgotten.

Noblesse oblige literally translates to “nobility obligates.” It implies that with wealth, power and prestige come social responsibilities; it is a moral obligation to act with honor, kindliness and generosity.

The term is often used sarcastically, implying that one is a hypocrite by doing a service because one has to, or by being condescending while doing it. My mother used to refer to that kind of attitude as being a “Lady Bountiful,” doing good deeds because you’re special, to make yourself feel better and make others feel bad at…

View original post 400 kelime daha

Yazı kategorisi: Kitap

İmkansızın Şarkısı (a.k.a Norwegian Wood)

Haruki Murakami’yi uzun zamandır okumak istiyordum.Kısmet bu zamanlara imiş demek. 😉

Geçenlerde CNR Kitap Fuarından aldım “İmkansızın Şarkısı” nı.Elimde bir şey olmadığı için de hemen başladım okumaya.Ama nasıl desem, pek de beklediğim gibi bir okuma olmadı.

Öncelikle, Murakami’nin biraz zor bir yazar olduğunu duymuştum ve çok da kolay bir kitapla baş başa kalmayı beklemiyordum.Nitekim bu beklentim de doğru çıktı.Kitabı anlamlandırmakta biraz zorlandım.

Açıkçası belki kiraz ağaçlarından,belki doğasından,belki de çay seremonilerinden ve “noodle” larından ötürü Japonya ya karşı ortaokuldan beri bir sempatim vardır.Sırf bir dolu sakura görmek için bile olsa-yani bir günlüğüne de olsa- Japonya’ya gitmek isterim. 🙂

o-hanami-blossom-festival-and-to-enjoy-the-cherry-blossoms-japan

Aklımdaki bu naif Japonya resminin üzerine bu kitap azıcık soğuk geldi bana.Beni en çok hayal kırıklığına uğratan şey karakterlerin rahatsız edecek derecede Batılı gençler gibi davranmasıydı.Gerçekçi bir portre mi değil mi bunu bilmiyorum ama okurken hakikaten  biraz sıkıldım.Dürüst olmak gerekirse zor bitirdim bu kitabı.

Bütün o ağlamalar,yalnızlıklar,kendini kaybetmeler,anlam arayışları,sudan şeylerden sürüklenen hayatlar,sürekli her karakterde eksik olan ve bir türlü anlamlandıramadığımız şey (irade)…

Yorumumda “Japonlara özgü o karamsarlıkla dolu,tuhaf bir roman diye yazdım.” Evet karamsarlık Japonlara özgü ama bu karamsarlığın sebebi Western kimliğine bürünmüş Japon gençlerin tuhaf davranışları olunca, bu roman benim için “tuhaf” bir roman olmakla kaldı.

Buyrun Goodreads’deki kısa yorumum..

İmkânsızın Şarkısıİmkânsızın Şarkısı by Haruki Murakami

My rating: 2 of 5 stars

Tuhaf bir roman.Japonlara özgü o hüzün ve karamsarlıkla dolu (Belki de iklimdendir).Sebepsiz eylemlerle ve anlam arayışla dolu.
Belki de kitabın iletmek istediği mesajla uzaktan yakından alakası yok ama ben insanların kendi kültüründen uzaklaştıkça tuhaf bir hale geldiğini anladım.
Güzel kitap referansları ve müzikler var.
İki yıldızın asıl sebebi ise doğayı sık sık güzel detaylarla sunmuş olması.Japon bir yazardan da bu beklenirdi.

image:

View all my reviews

Væle!